Bana simdi sebebini soracak olsanız, suratınıza bakıp, müstehzi bir ifadeyle gülümserim. Büyük bir ihtimalle de bir nedeni yok derim. Bir nedeni olmaması üzerine uzun uzun konuşurum da ve nihayet « bazen bir nedeni olmaz » diyerek bitiririm, görmüş geçirmiş biri edasıyla. İnsanlık olarak konuşmalarda, ne olursa olsun bir şey « edasıyla » olmanın, iyi bir hatip olmak için olmazsa olmaz olduğu hissine kapıldığımız günden bu yana pek çok kişinin başvurduğu bu yöntemi sektirmem ben de. Sıradan olmak sıkıcıdır ve sıradan olmak çoğu zaman mutluluktur çünkü. Sıradan bir « edasıyla »ya bürünmek, sokaklarında anonim olduğunu hissettiğin bir şehirde dolaşmaya benzer. Şehir senin şehrinin aynisidir, insanlar senin şehrindeki insanlara benzer ama dilleri başkadır. Kimse bilmez kim olduğunu. Dev bir körlük dalgasıyla birlikte yanından geçip giderler usulca. Geriye kalan sahte bir ferahlık hissi de olsa, mutluluk verir insana. Acı biber yedikten sonra hiçbir ise yaramayacağını bile bile içilen su gibi bir ferahlık.
Bazen bir nedeni olmadığı doğrudur çünkü bazen bir neden aramak istemeyiz. Eşeleyeceğimiz yerlerde bulacağımız nedenler üzecektir bizi. Kaldıramayacağımız bir ağırlığı bırakacaktır omuzlarımıza. Meyhaneler, her ne kadar aksine inanmak istesek de, bu ağırlığın altında ezilmememize yardımcı olamayacaklardır. - Oysa ki masada zeytinyağı, roka ve peynir varken hayat nasıl da kolay görünür insana. Heyhat! - Hayatin anlamını ararken 42 ile karsılaşmak dahi daha az bir hayal kırıklığıdır o anlarda.
Yine de, zaman zaman oturup birçokları arasından bir nedeni buluruz. Rahatlatır mi peki bu bizi? Laf! Bu dünyada olup biten hangi şey rahatlatabilir ki birini?
Bana simdi sebebini soracak olsanız, suratınıza bakıp müstehzi bir ifadeyle gülümserim. Büyük bir ihtimalle kahve içmeyi öneririm. Çünkü aylardan mayıstı derim.
-
glnddt bunu beğendi
-
gerekyokki bunu gönderdi