20 ocak 2012 günü yapılan TFF - Kulüpler Birliği toplantısı ile ilgili pek çok şey söylenebilir. Söylenecektir de fakat hiçbiri benim için şu anda Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki rekabetin sona ermesi kadar önemli değil. Türkiye’deki futbol kültüründen zaten tiksiniyordum ama onun içinde hala güzel kalan az şeyden biri bu rekabetti. Artık böyle bir şey de yok benim için.
Bari Lefter’i kaybettiğimiz hafta yapmasaydınız bunu diyeceğim ama Lefter öldüğünde ordinaryusu resmi sitesinden Lefter’e kolunu atmış halde haşmetli bir Aziz Yıldırım fotografıyla uğurlayanların Lefter’i ile benim Lefter’im çok farklı, bunu biliyorum. Bu koskoca kulübü yöneten zihniyet, Lefter’i 1980’lere dek sırf Rum olduğu için kulübe üye yapmayan zihniyet işte.
As başkanı eliyle kapı kapı dolaşıp küme düşürülmemek için lobi yapan bir takımı ezeli rakip olarak göremiyorum ben. Galatasaray da, Fenerbahçe de çok kirli takımlardı zaten ama onurları hep oradaydı. Biraz kirli, biraz çamurlu da olsa oradaydı. Evet biz futbolseverleri müşteri olarak görüyorlardı, evet başarı için her yolu mübah sayıyorlardı, evet pek çok çirkinlikleri vardı ama tarihlerine olan saygı bile onları onurlu davranmaya sevkederdi. Bugün Fenerbahçe “biz puan silmeye karşıyız” diyerek kimseyi kandıramaz. Sene başında küme düşeceğini düşünürken, taraftarın sevgilisi Lugano’yu 3,5 milyona satan kulübün, Sow’a 15 milyon euroyu küme düşmeme garantisi almadan vereceğine inanacak kadar saf biri yok çünkü.
Belki de suçsuzdur Fenerbahçe. Haksızlık ediliyordur belki de ona ama bu tavırlarıyla vicdanlarda bir daha asla aklanamayacaklar. Fenerli babamın deyişiyle, milyonlarca sevenini utandırıyor Fenerbahçe. Ben ezeli rakibim demeye utanıyorsam, kim bilir sevenleri ne haldedir diye düşünüyorum. Yazık oluyor. Çok hem de.
Marka değeriniz de, playoffunuz da batsın. Tarihi ve onuru yerine, kulübün başındaki diktatöre sahip çıkanlara kalsın futbol. Ben başka bir oyun bulurum kendime.